Başbakan Yıldırım: “Her yıl 500 bin konutu dönüştürmeliyiz”




Başbakan Yıldırım, her yıl 500 bin konutta deprem dönüşümü yapmaları gerektiğini, her yıl 7,5 milyon yapının bu kapsamda ele alınması gerektiğini kaydetti.

Başbakan Yıldırım, Antalya Kentsel Dönüşüm ve Stratejik Yaklaşımlar Kurultayı’na katıldı. AA’nın haberine göre Binali Yıldırım burada yaptığı konuşmada, dünyada artık sadece devletlerin yarışmadığını, şehirlerin de yarıştığını belirtti. Şehirlerin, kadim değerlerini, tarihi ve kültürel atmosferini koruyarak, çağın gerektirdiği şekilde yeniden ele alınması gerektiğini ifade eden Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her zaman dikey mimari yerine yatay mimariyi hedef gösterdiğini aktardı. Yatay mimarinin daha insani olduğunu, insanların kaynaşmasını sağladığını anlatan Yıldırım, kültür dokusunun korunmasını, şehircilik ve kentsel dönüşümde olmazsa olmaz öncelik gördüklerini ifade etti. Başbakan Yıldırım, yaşlılara, kadınlara, engelli, engesiz bütün vatandaşların ihtiyacına cevap verecek şekilde planlama yapma mecburiyetinde olduklarını vurguladı.

“Depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz”

Bundan 15 yıl önce büyük bir kentsel dönüşüm seferberliğinin başladığını anımsatan Yıldırım, “Bizler, depremlerin yıkıcı etkilerini ve ortaya çıkardığı acıları yaşayarak bilen bir milletimiz. 100 yılda 56 yıkıcı deprem olmuş, 80 binden fazla insan hayatını kaybetmiş. Depremin ne demek olduğunu yaşayan biri değilim ama 1939 Erzincan depremi ile büyüyen biriyim. O depremde nasıl büyük bir yıkımla karşı karşıya kalındığını babaannem ve anneannemden dinledim. Öyle ki benim babamın halası bir hafta sonra sağ salim çıkarıldı tesadüfen. Erzincan yerle bir oldu. Şimdiki Erzincan önceki Erzincan değil. Tamamen değiştirildi, şehir daha kuzeye taşındı. Sağlam olduğu düşünülen, Bayburt, Gümüşhane tarafına yeni şehir kuruldu. Deprem öldürmüyor da depreme hazırlıksız olmak öldürüyor. Depreme hazır olmak için de çok ama çok sıkı çalışmamız lazım. Zaman çok geniş değil. Depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz ama mutlaka olacak. İstatistikler bunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı. Başbakan Yıldırım, her yıl 500 bin konutta deprem dönüşümü yapmaları gerektiğini, her yıl 7,5 milyon yapının bu kapsamda ele alınması gerektiğini kaydetti.

“İzmir’de yapıların yüzde 62’si dönüşüme tabi”

Bu yapıların ya ruhsatsız olduğunu ya projelerine uygun yapılmadığını ya da deprem yönetmeliğinin şartlarını taşımadığını anlatan Yıldırım, “Performansımızın yeterli olmadığı ortada. TOKİ başta olmak üzere birçok kurumsallaşmış yapı şirketleri çok ciddi çalışmalar yapıyor. Sadece milletvekili olduğum İzmir’de yapıların yüzde 62’si dönüşüme tabi yapılardan oluşuyor. Hal böyle olunca onlarca yılın getirdiği bu büyük sorunu halletmek için yine 40-50 yıla ihtiyacımız var ama bu kadar zamanımız yok. Bunu 15 yıla sığdırmamız gerekiyor. Ciddi bir bütçe gerektiriyor, ciddi bir çalışmaya ihtiyaç var ama bu kaynak kendi kendini finanse edecek bir potansiyele de sahip. Bizim yapmamız gereken bir yandan TOKİ, bir yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Emlak Konut, belediyeler, bunu gerçekleştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Son 5 yılda 52 ilde 212 riskli alan, 25 ilde 72 rezerv alan, 110 kentsel dönüşüm ve proje gelişim alanı belirlendiğini anlatan Yıldırım, bu alanlara dönük çalışmaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ ve belediyelerce sürdürüldüğünü ifade etti. Başbakan Yıldırım, 81 ilde deprem dönüşümüne tabi tutulması gereken yapıların tespitinin büyük oranda tamamlandığını, şu anda 54 ilde, 7,5 milyon metrekare alanda toplam 191 kentsel dönüşüm ve şehir yenileme projesinin devam ettiğini bildirdi.

“Dayatma çözümlerle biz bir yere gelemeyiz”

Kentsel dönüşümdeki temel prensibin yerinde dönüşüm olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Vatandaşın içine sinmeyen, rızası alınmamış, dayatma çözümlerle biz bir yere varamayız. Vatandaş diyecek ki ‘Bu iş benim için, geleceğim için, emniyetim için, çoluğum çocuğum için iyi bir iştir.’ Vatandaşı bu noktaya getirmeden, emrivakiyle ‘Hadi kardeşim, çık dışarı. Biz buraları yıkacağız, daha güzelini yapacağız.’ dediğiniz zaman vatandaş ondan anlamaz. Çünkü hayal satmak zordur. Önündeki evi görüyor, içine sinmese de ‘Bir evim var, acaba yerine yenisini mi gelir yoksa ortada mı kalırım.’ Aynen 16 Nisan gibi… Hayırcılar mevcudu anlattılar, elle tutulanı anlattılar. Biz geleceği anlattık. Onun için bizim işimiz zordu, biz zoru başardık” diye konuştu.

 

“Hepsini TOKİ yapsın diye beklemeyeceğiz”

Önlerinde zorlu bir hedef olduğunu, bu hedefi gerçekleştirmek için çok fazla zaman bulunmadığını kaydeden Yıldırım, “Ne yapacağız? İşi dağıtacağız. ‘Hepsini TOKİ yapsın.’ diye beklemeyeceğiz. ‘Hepsini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapsın.’ diye beklemeyeceğiz. Kuralları koyacağız. Kuralları koyduktan sonra herkes o çerçevede yapacak. Hem bu istihdam da oluşturacak, iş de oluşturacak ve piyasada hareketlilik de devam edecek” değerlendirmesini yaptı. Vatandaşlara, dönüşüm yapılacak binanın metrekaresi kadar harç muafiyeti sağlandığını, geri kalan bölüm için ise harç alındığını hatırlatan Yıldırım, şunları anlattı: “Bu doğru bir şey değil. Bu, binasını yenileyen vatandaşlarımız için yük teşkil ediyor. Bunu dikkate alarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız harç muafiyetini yükseltme kararı aldı. Bu çerçevede harç muafiyeti yüzde 150’ye çıkarılacak. Hayırlı uğurlu olsun.”




Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir yorum yazın


*