ANADOLU’DA MARKALI KONUT ÜRETİMİ ARTIYOR!




Gayrimenkul sektöründe birçok proje geliştiren Propa’nın CEO’su Can Özçiçek, gayrimenkul sektörüne ve markalı konut üretimine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Lüks konut üreticisi Propa CEO’su Can Özçiçek, konut sektöründe yaşanan değişiklikten bahsetti.

 “Konut alanları küçülürken, sosyal donatı alanları büyüyor”

Konut içindeki ve dışındaki yaşamın yenilendiğini söyleyen Özçiçek, “Son yıllarda konut alanları küçülürken diğer yandan sosyal donatı alanları büyüyor. Sosyal donatı nitelikleri değişim gösteriyor. Biz projelerimizde sosyal alanları ortak kullanılan ve kişiye özel kullanılan alanlar olarak farklı şekilde tasarlıyoruz. Farklı işlevleri bünyesinde barındıran mekanlar tasarlıyoruz. Biz de bu açıdan bakarak hem yenilik sunan hem de ihtiyaçlara cevap verebilen mekanlar tasarlıyoruz. Örneğin, son 2 projemizde evinize bir asansör mesafesinde bulunan, yatılı misafirlerin otel konforunda konaklayabilecekleri misafir odası; geniş arkadaş gruplarının birlikte ev dışına çıkmadan sosyalleşebileceği mutfak atölyesi, sinema odası, davet salonu, lounge gibi çok farklı ve çeşitli mekanlar tasarladık. Bu mekanlar kullanıcıların kendilerine ait ve sadece kullanıldıkları süre kadar makul tarifelerle ücretlendirilen mekanlar. Aynı zamanda bu mekanlara ait gelirler de sitenin ortak geliri oluyor ve ortak giderlerde ciddi bir tasarruf imkanı sağlıyor” diye konuştu.

Markalı konut sektörüyle ilgili açıklamalarda bulunan Özçiçek, konut üretiminin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi bölgelerde arttığını söyledi. Özçiçek, “Ancak artık mesele ülkemizde konut kalite standardının ve yaşam kalitesinin yükselmesidir. Bu doğru planlama ve üretim kalitesinin artmasıyla mümkün. Son birkaç yılda Eskişehir, Gaziantep, Adana, Konya gibi illerimizde de markalı ve nitelikli konut üretimi artmaya başladı. Markalı konut üretiminin yanı sıra yeşil alan, temiz hava, rekreasyon alanları, ulaşım altyapısının iyileştirilmesi gibi konularda doğru planlama yapılması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

 “Bazı bölgeler yatay yapılaşmaya müsait ve halihazırda imar planları da bu yönde”

Yapılaşma türünü kentin dokusuna, yapı stokunun güncel durumuna, fonksiyonuna, ihtiyaçlarına ve sosyal donatı alanlarına göre planlamak gerekiyor. Genel olarak baktığımızda yatay yapılaşmanın insan ölçeğine ve yaşam kalitesine olumlu etkisi olduğuna inanıyorum. İstanbul’da mevcut şehir merkezi zaten çok yoğun. Hem trafik, hem bina hem de nüfus açısından. Bu merkezleri daha da yoğunlaştıracak ve kötü yoğunluğa neden olacak yapılaşmadan kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum.”