Bu ev Amerikan mimarisinin en iyi evi seçildi!




Fallingwater ya da Kaufmann’ın Rezidansı… Ünlü mimar Frank Lloyd Wright tarafından 1937 yılında bir şelalenin üzerine inşa edilmiş bu ev, yılda 120 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor. Pek çok mimari otorite evi Amerikan mimarisinin en önemli eseri olarak nitelendiriyor.

1964’te müzeye dönüştürüldü

Erkek giyim perakendecisi olan Kaufmann ailesi, küçük bir şelalenin yanında, üzerinde birkaç kulübe bulunan bir araziye sahipti. Kulübelerin yıkılmasıyla birlikte yeni bir evin yapımı için Edgar J. Kaufmann, mimar Frank Lloyd Wright ile iletişime geçerek, şelale manzarası olan bir ev isteğini dile getirdi. Araziyi gören Wright, şunları söyledi;

“Eviniz benim hayal gücümde zaten şekil almıştır. Tam olarak Bach müziği ahenginde olacak.”

Arazinin tam olarak ölçümünden sonra Wright tüm ağaçlar ve bazı kayalar korunarak, binanın şelalenin üzerinde yapılmasını önerdi ve şöyle dedi;

“Ben sizin şelale ile yaşamanızı istiyorum ona sadece bakmanızı değil. O hayatınızın bir parçası olmalı”.

Sonuçları hem Kaufmann’ı hem de Mimarlar Camiasını şok etti. 1935’den 1937’ye kadar yapımı süren Şelale Evi Kaufmann ailesi tarafından 1937’den 1963’e kadar hafta sonu evi olarak kullanıldı. 1964’te bir mimari simge olan Şelale Evi müze haline getirildi.

“Amerikan mimarisinin tüm zamanlardaki en iyi işi”

Şelale ev, Pittsburgh’un 69 km güneydoğusundaki Pennsylvania’da bulunuyor. Ev kısmen bir şelalenin üzerinde yer alıyor.

Şelale evin Amerikan mimarisinde çok öenmli bir yeri bulunuyor.

Time Degisi’nin Wright’ın en güzel işi” olarak tanımladığı ev “Ölmeden önce görülmesi gereken yerler” listesinde de bulunuyor.

Şelale ev, 1991 yılında, Amerika Mimarlar Enstitüsü üyeleri arasında “Amerikan mimarisinin tüm zamanlardaki en iyi işi” olarak nitelendirdi.

Ev, 2007 yılında ise “Amerika’nın En Sevdiği Yapılar” listesine 29. sıradan girmeyi başardı.

Bu kadar ilgiyi neden görüyor?

Yapının bu kadar ilgi görmesinin nedeni organik mimarinin en başarılı örneklerinden biri olmasında yatıyor.

Ev bir şelalenin üzerinde yer alıyor. Şömineler arsada mevcut olan kayalardan oluşuyor. Bazı kaya parçaları odaların zeminini oluşturuyor.

Sesi yapının her yerinden duyulabilen şelale, taş duvarlarla uyum sağlıyor.

Büyük pencereler ve balkonlar doğaya olan yakınlığı vurguluyor. Şelale; sesi evin her yerinde duyulmasına rağmen, evin altında kaldığı için sadece dışarıya çıkıldığı zaman görülebiliyor. Şelaleye kolay ulaşım için oturma odasından su seviyesine kadar inen bir merdiven yapılmış. Binanın karmaşık yatay tabakalaşması, terasın açık renk beton korkuluğu ve öne çıkan çatı ile vurgulanıyor.

Ana binanın üst kısmındaki yamaçta, kapalı bir merdiven ile bağlantısı olan ana yapı ile bütünleşmiş bir garaj, personel için bir daire ve bir konuk evi bulunuyor.

Maliyeti 2,7, restorasyonu 11,5 milyon dolar

1935’te yapımına başlanan ve 2 yılda tamamlanan ev o zamanın parasıyla 35 bin amerikan dolarına mal oldu. Bugünün parasıyla yaklaşık maliyet 2.7 milyon dolar.

2001 yılında yapılan restorasyonun maliyeti ise 11.5 milyon doları buldu.